HATİCE KARAKULAK 0 Takipçi | 7 Takip
Kategorilerim
Diğer İçeriklerim (4)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (0)
27 03 2015

Çaresiz bakışlarda umudu beklemek...

   Bir çocuk vardı minibüsün en önünde oturmuş. Aynadan farkettim. Öylece bomboş bakıyor. Belki de hayatına son vermeyi düşünüyor. Kafasında neler planlıyor bilemiyorum. Ama anlaşılan o ki yaşıtlarında olanların onda olmadığını görüyor. Yaşı ya 12 ya 13 bilemiyorum. Üzerinde simsiyah yağlı bir kazak ve pantolon var. Belli ki çalışıyor. Hayat daha bu yaşında  sorumluluklarını omuzlarına bindirmiş.     O çocuğu kimse farketmiyor . Belki farkediyor ama kimse el uzatmıyor. Hayatın alışılagelmiş şekli bu nasıl olsa öyle değil mi? Kızsam mı yoksa saysam mı bilemedim. Ama çocukla aramızda şöyle bir diyalog geçti. Sizlerle paylaşmak istiyorum.    - Ablacım sabahın bu saatinde okula gitmen gerekirken neden bu haldesin? Abla ben çalışmak zorundayım. Yoksa babam beni eve almaz.Okula da öğlenleri gidiyorum.  - Derslerin nasıl ? Derslerim fena değil abla. Ama pek çalışamıyorum.  - Bak şimdi sana ne diyeceğim. Bunu sakın unutma. Okulunu ne olursa olsun bitir. Ve hayatına daha güzel yerlerde çalışarak yön ver. Şimdi burada çalışıyorsun.Derslerine önem  verince kimbilir belki bir gün Tofaş'ta, Renault da çalışırsın. Kendini bir hayal etsene.     Ve o an o çocuk gözlerini kapadı ve ellerimi tuttu.'' Abla sana söz veriyorum. Bu dediklerini hiç unutmayacağım.'' dedi. Bana intihar etmeyi düşündüğünü itiraf etti.   Evet bizim öğretmenlerimiz var çok şükür. Hakkını yemeyelim kimisi gerçekten öğrencileri için canını dahi verir. Ama öyleleri de var ki BEŞ PARA ETMEZ. Bu çocukları aileleri eğitemiyor. Bu çocukları okula gönderiyorlar.Ne için eğitim için. Peki size ne diyorlar EĞİ... Devamı

23 03 2015

:) Gülümsemeye devam edin.

:) Gülümsemeye devam edin. |  görsel 1

İzin vermeyin. ...Kaynak : dogaevin.blogcu.com Devamı

23 03 2015

sahip mi ait mi?

Herşeyi o kadar sahipleniyoruz ki, adeta kölesi oluyoruz.Onların bir gün olmayacağını düşünmek bile başlı başına bir azap. Düşünsenize gün içinde kaç kere telefonu elimize alıyoruz. Kaç kere sevgilimize ya da eşimize mesaj atıyoruz. Arabamızı haftada  ya da ayda kaç kez yıkıyoruz. Biz insanlar herşeyi sahiplenmeye bayılıyoruz.   Sevgiliyi sahiplenirsin, herşeyin oluveririr. Araya bir soğukluk yada etken 3. şahıs (ne demekisterseniz o karakterlere serbest) girdiği an o aşk olur sana başk. Yani başkası olur anlayamazsın. Sen çok değiştinler falan havalarda uçuşmaya başlar. Sen zaten hep kendini düşünürsünler, bencilsinler .... Sonuç acı ızdırap.Ne oldu sahiplendin de ne oldu?Senin mi oldu, sana mı kaldı? Ya el aldı ya sel aldı. En olmazı toprak aldı. Kim kime kaldı ki? Leyla ve Mecnun, Kerem İle Aslı, Tahir ile Zühre velhasıl daha sayılabilir. Hangisi kavuşabildi? Hangisi sonsuz aşka erişebildi?  Çok sahiplenince çok ait olmazsın hem. Hala bunu anlayamadık mı? Neye elimizi atsak, bu benimdir desek...Hangisi bizim oldu. Çok sevdik belki uğruna ölebilecek kadar çok sevdik. Neleri göze aldık, nelerden vazgeçtik. Ne oldu? Sahip olabildik mi? Ya ardında ya aklında, herkesin aradığı biri, beklediği bir sonu var. Bunu anlayamadık, anlamaya çalışmak yerine GELSİN HAYAT BİLDİĞİ gibi dedik. Hiç birşeyden ders almadan, sevmeye devam ettik. Sevdik çok sevdik ama hangimiz çok sevildik? Bilinmez... Devamı

23 03 2015

Yaşım hep çocukluk olsa.

    Hemen hemen herkes hep çocukluğunu özler.Peki nedir o çocukluğu özleten şey? Kalpten nasıl gelinirse öyle yaşanması mı? Yoksa o saflık, dostluk ve kötülük bilmeyen gönüllerin masumiyeti mi? Bence hepsi. Çünkü, insan çocukken art niye düşünmez. Etrafına karşı paylaşımcıdır. Sorumluluk nedir bilmez.     Söylenen bir söz var: '' İnsan büyüdükçe mi büyüyor dertleri.'' Bence insan büyüdükçe dertleri büyümüyor. Dert ettiği olaylar silsilesi zincirleme negatif olayları da beraberinde getiriyor. Bu da dertlerin ne kadar büyük olduğunu düşünmeye yetiyor.İnsanı öyle bunalıma sokuyor ki. Sussan bir dert, konuşsan bir dert. İnsanlar ne diyeceğini bilemez halde bin bir dert. Sevdiklerimiz üzülmesin diye herşeyi yutarız da hayatın bittiğini anlayamayız. İşte en çok da böyle zamanlarda YAŞIM HEP ÇOCUKLUK OLSA.   Çocuk olsak belki de yaptığımız hataları tekrarlamadan yaşama devam ederiz. Herkes böyle düşünür. Oysaki hayat bir kez yaşanması için verildi. İnanın ki ikinci bir şansı olsaydı insanın yine de hatalarını tekrarlardı. Değişen zaman olmaz, değişen insanın kafatasının içindeki beyinle başlar.İnsanlar değil, düşünceler değişir.     Devamı